Dünyanın En İyi Mimari Projesi

Mimar Peter Rich tarafından tasarlanan Güney Afrika’daki Mapungubwe Eğitim Merkezi, 15 finalist arasından 2009 WAF Ödülleri’nde küresel mimarlığın en takdir gören ödülü olan Yılın Binası Ödülü’nü aldı.

Limpopo Ve Sheshe nehirlerinin birleştiği yerde konumlanan Mapungubwe Eğitim Merkezi, bölgenin tarih öncesinden beri halk arasında süregelen elişi eserlerine ev sahipliği yapmak üzere tasarlanmış. Proje güçlü bir sosyal programla temellendirilmiş. Bu sosyal programın amacı, yerel halkın yeteneklerini ve emeklerini tasarım ve inşa sürecine dahil etmek. Jüri, el işçiliği, projenin uzun soluklu olması ve çevre düzenlemesiyle ilişkisi nedeniyle bu projeyi seçtiklerini belirtti.

Bir sonraki projesinin Etiyopya’da yer alacağını belirten Peter Rich ödülünü aldıktan sonra şunları söyledi: “İmkanları olmayanların hizmetindeki macerama devam edeceğim, çünkü onlar bunu hakediyor.”

Yapısal Tasarım Ödülü ise Hırvatiztan’daki Zagreb Arena’sı tasarımıyla Upi-2m’ye; Gelecek Projesi Ödülü, Miralles Tagliabue’nin 2010 Şangay Fuarı için tasarlanmış olduğu İspanyol Pavyonu’na verildi. İç Mimarlık Ödülü’nü Corian Super Superfaces showroom’u tasarlayan Amanda Levete Architects kazandı.

WAF dünyanın her yerinden mimarların karşılaştıkları zorluklara, onların ihtiyaçlarına tanık olup küresel bir fikir alışverişi yapabilme fırsatı sağlıyor. Bu eşsiz forum günümüzdeki zorlu ortamda, mimarların hem dünyanın farkında olup hem de keyif alabilecekleri, aynı zamanda dünyanın çeşitli yerlerindeki kültürel, fiziki ve ekonomik çevrelerde bulunan yenilikçi çalışmalardan ilham alabilecekleri alumlu bir atmosfer sunuyor.

WAF önümüzdeki yıl yine Barselona’da 3-5 Kasım tarihleri arasında yapılcak. Başvurular için takipte olun.

www.worldarchitecturefestival.com

Comments of this post

Osman

Osman
07 Haziran 2010

Yazar olan Sullivan, mimarlık, tasarım ve bina teknolojisi konularında bilirkişilik yapan bir uzman. Daha önce Architecture and Building Design & Construction Dergisi’nde editörlük ve genel yayın yönetmenliği yapan Sullivan’ın, SD Space Design (Tokyo), Architectural Review (Londra) ve Progressive Architecture dergilerinde de yazıları yayınlandı. Bundan önce Yale’de mimarlık okuyan Sullivan New York, Madrid ve Hartford’daki mimarlarla da çalıştı.

2005 yılında tamamlanan en iyi 12 binayı çok fazla detaya inmeden ya da bir bandoyla ilan etmeden, binaya duyulan saygıya göre belirledik. Bu projelerden hiçbiri Batı Yarımküre’nin dışında yer almıyor ve hiçbiri Lord Norman Foster ya da Frank Gehry gibi günümüzün mimarlık beyinlerinden biri tarafından tasarlanmıyor.

Onların savunmasına göre; bu binalar oldukça çeşitli, tipolojik -uyumluluğu ile ünlü-, biçimsel olduğu kadar da kullanıcıyı dışlayarak belli bir konuya göre kurgulanmış… Bu nedenle özür dilemeyeceğim. Diğer bir deyişle “herkes için yapılan” çok az şey var.

Yine de bir uyarım olacak; bu yapıların hepsi için tam olarak 2005 yılında kurdela kesilmedi, ancak hepsi tamamlandı, kullanılır hale geçti ve hatta yayınlanmaya başladı.

Eğer bu projeleri henüz görmediyseniz, sırayla hepsini programınıza alma vakti geldi diyebilirim. Hepsi kendi dilinde gelecekte mimarlığın ne olacağının tanımını yapıyor. İnşa edilmekte olan geleceğimizin ne olacağı hakkında bir merakınız varsa bir göz atmanızı tavsiye ederim…

1. En iyi kamu binası: İskoçya Parlamento Binası (Holyrood) Edinburgh, İskoçya Mimar: Enric Miralles (EMBT/RMJM)

Geçtiğimiz yılın süper yapılarından biri. Her on yılda bir karşımıza çıkamayacak bir örnek. Organik bir eşyayı referans alan biçimsel tasarımı kreatif bir mekan oluşturmanın doğal bir yetenek olduğunu kanıtlıyor. Bu yetenek; 2000 yılında vefat ederek ortağı ve aynı zamanda eşi Benedetta Tagliabue’yu bu projede yalnız bırakan Katalan mimar Enric Miralles.

Holyrood, yasama yetkisi olan kişilerin evlerinin aksine, anti-Klasik ve İskoç kurumunun düzensiz doğasını esir alıyor. Miralles’in dans eden kuğusunda, mekanı daha sağlıklı ve çevreyi daha algılanabilir hale getirmek için farklı malzeme ve metodlar kullanılmış. Biçimin çeşitliliği içinde Miralles, birçok tarihi öğeye de referans vererek mekanı insancıllaştıran soyutlamalar yapmış.

Etkisi; daha önce hiç varolmayan küçük bir şehir inşa etmek gibi…

2. En iyi müzeler: De Young Müzesi, San Francisco ve Walker Arts Center Expansion Minneapolis Mimar: Herzog & de Meuron

Burada çoğul kullandığım için üzgünüm ancak Jacques Herzog ve Pierre de Meuron şaşkınlığa uğratmaya devam ediyor. Günümüzde üretilen bütün projelerin çok üst seviyesinde projeler üretiyorlar.

Proje, eşsiz paralellere sahip: 70 milyon Dolar’a malolan eğri küp, Walker’ı, Aluminyum ile buruşturuyor, de Young ise üzerine kabartma yapılan bakır ve delinmiş kabuk altında sıkışıyor. İki binanın kütlesi de ışık, avlu ve teraslarla kesiliyor ve arsa ile doğanın formuna uyum sağlıyor.

Evet, biliyorum atladığım iki müze var: Biri New York’un MOMA’sı, biri de güzel manzarayı çerçeveleyen minimalist detaylara sahip Tokyo’nun Yoshio Taniguchi’si. Ancak geçen sene ikisinde de rastladığım, soğuk galerilerinden çıkan etkilenmemiş ziyaretçiler yüzünden seçimimi başka binalara yönelttim.

3. En iyi kule: Agbar Kulesi/Barcelona- Mimar: Jean Nouvel

Şimdi başka bir Fransız, Dali ve Gaudi ile hayaller kuruyor: Jean Nouvel. Yeni Katalan kulesinde Montserrat tepelerinin ve Sagrada Familia’nın ruhu barınıyor.

Mimar, 142 metre yüksekliğe sahip kuleyi iki kabukla kaplamış; gökyüzü mavisi, yeşil ve gri renklerde parlatılmış Alüminyum’u 60.000 levhadan oluşan düz ve buzlu camla kaplamış. Bunun etkisi de 4.500 pencereye sahip servis şaftını, birbirine geçmiş 40 renge boyanarak görünmez hale gelmesiyle ortaya çıkıyor. Binanın içindeki ikinci silindir, asansör ve merdivenleri kapatıyor. Gaudinin ünlü katedrali gibi bu bina da tamamlanmasının 6 yılı bulmasından ötürü destansı bir iş olarak tanımlanıyor.

4. En iyi fabrika: BMW Merkez Binası Leipzig, Almanya/ Mimar: Zaha Hadid

Sonunda Zaha Hadid, mimarlık kuramı ve korkunç yağlı boya resimleri ile 2005 yılında büyük bir projeye imza attı. Hadid’in ilk en büyük binası Cincinnati’de iki yıl önce tasarladığı bir müze binası idi.

Hadid, Leipzig’deki BMW Merkez Binası’nda, forma modern otomatik imalatın hareketini katıyor. Çok çeşitli arabaların toplandığı binaların birleşiminde üretim çizgileri yer alıyor. Sinir sisteminin merkezini oluşturan bu bölüm fikirlerin, insanların ve bileşenlerin BMW kompleksindeki akışını yansıtıyor. Sonuç şaşırtıcı oluyor…

5. En iyi Hükümet binası: Caltrans District 7 Headquarters/ Los Angeles-Mimar: Thom Mayne / Morphosis

Geçen yılın en prestijli mimarlık ödüllerinden Pritzker Ödülü’nü kazanan Thom Mayne, 190 milyon Dolar’lık Caltrans İş Merkezi’ni “Hemen hemen masrafsız bir şekilde 3 yıl içinde tamamlanan çok basit bir iş” şeklinde tanımlamıştı.

Sonuç; Mayne’in birçok projesi gibi teknik özellikleri açısından son derece karmaşık ve köklerini hatırlatan bir bina… Örneğin 13 kat, hava koşullarına göre açılıp kapanan hareketli Alüminyum ve cam kaplamalı L şeklindeki strüktürü ile adeta bir spor karşılaşması sunuyor.

6. En iyi ek yapı: High Museum of Art /Atlanta – Mimar: Renzo Piano

Büyülü güneş ışığı Renzo Piano’nun son projelerinden Dallas’daki Nasher’dan içeri süzülüyor, özellikle de 1983 yılında Richard Meier’ın tasarlamaya kalkıştığı High Museum’un merkezindeki sahneye… Şüphesiz, Meier, Woodruff Sanat Merkezi Kampüsü’ndeki avluyu tasvip etmiş olacak ki Piano da Meier’ın orjinal tasarım konseptine saygı duyarak olduğu gibi bırakmış. Orjinal hali ile kalan mekanlar, yanındaki 110 milyon Dolar’lık ışıl ışıl parlayan kanatları ile şu an eskisinden daha fazla hayal kırıklığına uğratıyor.

7. En iyi çok amaçlı sanat binası: Shaw Sanat Merkezi/Baton Rouge, Los Angeles- Mimar: Schwartz/Silver Architects

Baton Rouge mu? Evet, doğru: mimaride öncülüğe sıçrayan Kuzey Amerikalı tasarımcılardan, New Orleans’ın yetenekli ofislerinden Eskew + Dumez + Ripple, drama ve saf enerjiyi keşfedenlerden…

Tarihi bir otelin üzerine bir müze, iki tiyatro, bir eğitim mekanı, açık yeşil cam şeritler kondurmak… Nehir boyunca mimari açıklıkları Japon Restoranı olarak çarpıcı teraslarla oluşturmak… Heykelsi bir plaza ile binaya bir delik açmak… İşte Shaw Sanat Merkezi’nin ta kendisi…

8. En iyi anıt: Avrupa’da Soykırıma Uğrayan Yahudiler Anıtı/Berlin-Mimar: Peter Eisenman

Mimari olmayanlar içinde en iyisi: Eisenman’ın ve kısa bir süreliğine de Richard Serra’nın oluşturduğu 2.711 adet beton blok, farklı yükseklikleriyle, dalgalanmış görüntüsüyle ve referans noktasının azlığı ile bir karmaşa oluşturuyor.

9. En iyi konut: Sanchinarro Mirador/ Madrid – Mimar: MVRDV

Dünyanın parmakla gösterilen konut bloğunun dar gelirli gruba yapılması, İspanya’da bulunması, Hollandalı üçlü olarak bilinen MVRDV tarafından tasarlanması bir sürpriz değil.

Mimarlar kendi araştırmaları, piyasa araştırmaları, kullanıcı ihtiyaçları ile belirledikleri çözümleri çoğulluğu simgeleyen tekil strüktür ile çözmüş. Sanchinarro’nun 21 katlı destansı açıklığı, masif ve heykelsi terasların üst katlara köprü kurmasından dolayı dikkatleri çekiyor.

10. En iyi konut: Sanat Koleksiyoncusunun Evi/Toronto – Mimar: Hariri Pontarini Architects

Dünyanın en iyi konutları Toronto’da tasarlanıyor ve bunlardan en sonuncusu Siamak Hariri ve David Pontarini tarafından tasarlandı. Tik ağacı, bakır ve kireç taşı ile detaylandırılmış binanın işlevi yaylar ve açılarla yumuşatılmış. Bu mimarlar “ideolojik” değil yeni modernistler…

11. En iyi hastane: Ciudad Real Hastanesi /Ciudad Real, İspanya – Mimar: Ángel Fernández Alba

Don Kişot’un yel değirmenlerine yaslandığı La Mancha’nın merkezinde, 800 yataklı bir hastane olan Ciudad Real Hastanesi, Madrid’in güneyindeki küçük kasabada bir serap gibi görünüyor. Ancak bu bir hayal ürünü değil, İspanya’nın gerçek bir sembolü olan uluslararası bir sağlık merkezi.

Fernández Alba da birçok Finli ve İsveçli modernist gibi kuru sıcaktan ve kırmızı topraktan etkilenenlerden. Tuğlayı toprak renginin tonlarında kullanması, traverten ve bakır uygulamaları ile Alba, hastanede İspanya’nın geçmiş ve geleceği gibi arsa ve insanını da birleştiriyor.

12. En iyi fuar merkezi: Milano Ticaret Fuarı/Milano, İtalya – Mimar: Massimiliano Fuksas

Dalgalanan cam ve çelik örtü ile örülmüş bir mil uzunluğundaki aksı ile Milano Fuar Alanı, 2 milyon metrekare büyüklüğe sahip bir sergi holüne, espresso barına ve gereksinim duyulan tüm programa sahip. Küçük damlaları maskeleyen omurgası sade bir şekilde basit çelik direkleri ve kutuyu andıran formu birbirine bağlıyor.

Roma’nın geleceğine odaklanan Massimiliano Fuksas, hareketlerden mimarlığı türettiği bu projede –her ne kadar bilgisayar yardımıyla ortaya çıksa da- organik formu yapaylık içinde serbest bırakıyor. Sonuç; çarpıcı ve işiniz olsa da olmasa da göz atmaya değer bir ortam olarak karşımıza çıkıyor.