Mimarlar Ve İçMimarlar Arasındaki Bitmeyecek Kavga | Mimar Osman Doğan – Mimarlık Mimarlar Ve İçMimarlar Arasındaki Bitmeyecek Kavga

Mimarlar Ve İçMimarlar Arasındaki Bitmeyecek Kavga

Kategori Havadan Sudan
25 Ağustos 2010

Belki başka disiplinler üzerinden konuya bakarak daha objektif bir bakış açısı oluşturabiliriz. Mesela hekimlik açısından baktığımızda tüm uzman hekimlerin pratisyen hekimleri dava etmesi gerekirdi. Ya da terapistlerin psikologları, sinema oyuncularının sinemada oynayan tiyatro oyuncularını, pasta fırınlarının ekmeğin yanı sıra çörek çıkaran ekmek fırınlarını, uluslararası hukukçunun düz hukukçuyu, işletmecinin ekonomisti, bilgisayar mühendisinin elektrik-elektronik mühendisini, polisiye yazarlarının arada bir polisiye konulu roman yazan düz romancıları, vb. Konuyu uzattıkça saçmalığı ortaya çıkıyor. Çünkü temel mesleği icra edenler, işlerinin doğası gereği, o mesleğin uzmanlık alanlarında mesleğin niteliğiyle de ilgili olarak belli bir noktaya kadar faaliyet gösterebilirler.

Hukuk, mimarlık, tıp, öğretmenlik, elektrik mühendisliği, vs. temel disiplinler/mesleklerdir. Bu disiplinlere bağlı olarak doğmuş olan kardeş mesleklerin varlık nedeni bizzat o temel disiplinlerin/mesleklerin varlığı olagelmiştir. Kardeş meslek sahibi, içinden çıktığı temel mesleğin faaliyet alanının kapsayıcılığını neden reddetmeye çalışır?

İkinci bir konu ise piyasada denetlenebilen mimarlık, iç mimarlık işlerinin yüzdesi. Bundan birkaç yıl önce, mimarlık açısından denetlenebilen bina sayısının, yapılı çevrenin %5′ini oluşturduğu söyleniyordu. İç mimarlık için nasıldır bilmiyorum. Ama daha iyi bir durumun ortaya çıkacağını hiç tahmin etmiyorum. Bence meslektaşlar meslek örgütlenmelerini güçlendirip, piyasadaki ehliyetsiz kişilerin yaptığı denetimsiz işleri ortaya çıkarmaya ve zapt-ı rapt altına almaya çalışsalar çok daha yararlı bir iş yapmış olurlar. Yoksa yarın öbür gün endüstri ürünleri tasarımcılarının da iç mimarları dava etmeye başlamalarına hiç şaşırmamak gerekir.

Üçüncü konu ise mantar gibi açılan, yüksek kontenjanlı iç mimarlık okulları. Açılan her yeni özel üniversite önce iç mimarlık bölümünü kuruyor. Her sene yüzlerce öğrenci iç mimarlık bölümlerinden mezun oluyor. Pastadaki payı, birbiriyle kavga ederek değil ama ehliyetsiz kişilerin yaptığı işleri denetim altına alarak büyütmek daha akıllıca ve daha az yıpratıcı olsa gerek.

Serpil Özaloğlu,

Mimar, Dr.,

Bilkent İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü,

Ankara

Değişen yaşam şartları, teknolojik yenilikler, yeni yaşamsal tanımlamalar ve kullanıcı beklentileri bütün meslekleri ve disiplinleri sürekli bir devinimle yenilemekte ve kapsamlandırmaktadır. Bu gelişme, beraberinde yeni tanımlamaları ve açılımları da getirmektedir. Dolayısıyla yukarıda bahsi geçen faktörlerin tekil veya birlikte etkileri ile yaşanan süreç, meslek veya disiplinlerin statik ve tekil tanımlamalar altında yeralmalarına olanak tanımamaktadır. Başka deyişle her geçen gün mesleki tanımlar kapsamlandırılmakta, meslek içi uzmanlaşmalar meslekleşmekte ve yeni uzmanlaşmalar doğmaktadır. Bu önüne geçilemez bir süreçtir ve beraberinde uzlaşılamayan durumları da yaratabilmektedir.Bugün hangi disipline baksak bu gerçeklikle karşılaşmaktayız.Bunun sonucunda, çözüm arayışı yerine çatışmaya varacak derecede karşıtlıkların hayat bulduğu bir kaos ortamı oluşturulmaktadır. Bunun en belirgin örneği, tasarım şemsiyesi altında bulunan, amaçları toplum refahını yükseltmeye yönelik çalışmalar yapan disiplinler arasında uzun süredir yaşanmakta. Meslektaş olarak birbiriyle etkileşmesi ve dayanışması gereken profesyoneller, farklı disiplinler diye tanımladıkları mevzilerden birbirlerine hücum etmekteler. İşin ilginç yanı bu karşıtlıkta bazen taraflardan biri ötekinin disipliner duruşunu bile kabul etmemekte, başka bir deyişle, mesleki varlığını reddetmektedir.

Peki kimdir meslekleri veya disiplinleri tanımlayan? Ya da bir disiplini disiplin yapan, bir etkinliği meslek olarak ortaya çıkaran nedir? Kelime anlamına baktığımızda, yapısal düzene gönderme yapan pek çok anlamının yanında “disiplin”, öğretim konusu olan ve/veya olabilecek bilgilerin bütünü ve bilim dalı anlamlarını taşımaktadır. Dolayısıyla icrası için birçok bilgiye ihtiyaç duyan, bu bilgilerin kazanımları için donanımlı öğretim programları yapılandırılmış ve üzerinden bilimsel çalışmaların yürütüldüğü tüm profesyonel etkinliklerin disiplin olarak tanımlandırılması yanlış olmayacaktır. Önceleri bir mesleğin uzmanlığı olarak görünen profesyonel bir etkinlik; zaman içinde kendi bilgilerini genişletip, yeni bilgileri ortaya çıkartarak bir uygulamanın ötesinde, bilim dalı haline gelmekte ve kaçınılmaz şekilde yeni bir disiplini oluşturmaktadır. Bu gerçeğe sırt dönmek zamanı reddetmekten öte bir tavır değildir.

Ancak burada önemli olan hangi disiplinin nerede başladığı nerede

bittiğini saptamak değildir. Özellikle tasarım gibi çok yönlü ve dinamik bir süreçte bu denli statik bir arayış, nafile bir kaos arayışının ötesine geçememekte ve ilgili tüm disiplinlere zarar vermektedir. Tasarım şemsiyesi altındaki tüm disiplinler birbirleri ile varolmaktadır. Sınır sınıra değil, birbiri ile örtüşen bir ilişki söz konusudur. Nasıl ki bir yelpazenin işlevini yerine getirebilmesi için tüm yapraklarının belli oranda birbiri üzerine bindirilmiş olması ve bu şekilde tespit edilmiş olması gerekliyse, tasarım etkinliği de bütünselliği nedeniyle benzer şekilde ilgili tüm tasarım kollarının belirli bir koordinasyonla işlev almasıyla haraket eder. Özellikle tüm bu disiplinlerin yasalar ve üst kurumlarca disipliner kapsamları doğrultusunda belirlenmiş, eşit süreli programlar ile eğitimlerinin (dört yıllık lisans eğitimi) verildiği düşünülürse, bu kollardan hiçbiri, bir öteki üzerinde hak iddia etmemeli, bir hegemonya yaratmaya çalışmamalıdır. Bu noktada verilen eğitimlerin akreditasyonu başka bir tartışmanın konusudur. Dolayısıyla yasalarca kabul edilmiş ve yüksek eğitimi verilen her dal bir disiplindir, meslektir. Geçmiş zamanların verileri ve gerçekleriyle disiplinlerin isimleri üzerinden anlambilimsel bir yanlışlığa düşmemek gerekmektedir.

Dolayısıyla günümüzdeki mimarlık mesleği ile 15. yy daki

“mimar” kavramını aynı düzlemde ele almak yanlış olacak ve

mevcut problemlerin çözümünü imkansız kılacaktır.

Esas olan yukarıda da vurgulandığı gibi birbirine mutlak ihtiyaç duyan bu disiplinlerin, yan yana hatta kol kola işleyişini sağlayabilmek ve birbirinin haklarını çiğnemek yerine ötekinin bilgisinden yararlanabilecek ortamın oluşturulabilmesidir. Bu yolla mesleki tanımlamalar da, disiplinler arası sınırlar da daha kolay ve uzlaşılmış biçimde saptanabilecektir. Yapı ve çevre sanatında tehdit oluşturan asıl unsur, farklı disiplinleri temsil eden meslektaşlar değil, yetkisiz olan kişilerin bu meslekleri icra etme cüretleri ve çabalarıdır.

Ö. Osman Demirbaş İç mimar, Bilkent Üniversitesi

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 9.8/10 (5 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Mimarlar Ve İçMimarlar Arasındaki Bitmeyecek Kavga, 9.8 out of 10 based on 5 ratings

Comments of this post

Henüz yorum bulunmuyor!